هذا التقرير متاح أيضًا بـ العربية
2026 yılının haziran ayı ortasında, İsrail Başbakanı ve sağcı Likud Partisi’nin lideri Binyamin Netanyahu, işgal altındaki Kudüs’te televizyondan canlı yayımlanan bir basın toplantısında kameraların karşısına geçti ve kendisine bir sonraki yasama seçimlerine (Knesset) girme niyeti soruldu, Buna cevaben aday olacağını ve kazanmayı hedeflediğini söyledi.
“İsrail” tarihinin en uzun iktidar deneyimine liderlik eden Netanyahu, Gazze, Lübnan ve İran dosyalarının üst üste yığıldığı, Haredilerin (dindar Yahudiler) askere alınması krizinin kendisini sıkıştırdığı ve ABD Başkanı Donald Trump’la ilişkisinin kendi seçmen tabanı içindeki imaj hesabına dâhil olduğu bir anda, kendisini sağın merkezî adayı olarak tahkim etmek istiyor.
“İsrail”de iktidar denklemi 61 sayısıyla başlıyor; çünkü Knesset 120 üyeden oluşuyor ve hükümet kurmak, parti listelerine dayalı nispi seçim sisteminde önce tavsiyeleri toplayabilecek, ardından parlamentoda ayakta kalabilecek bir çoğunluk gerektiriyor. Bu sistemde seçim barajı oyların %3,25’i düzeyinde.
Bu nedenle, en geç 27 Ekim 2026’da yapılması öngörülen, ancak parlamentonun fesih süreci tamamlanırsa erkene alınması da mümkün olan bir sonraki seçimlerin sorusu, Netanyahu’nun şahsını aşarak Likud’u ve ortaklarını iktidar bloğuna dönüştürme kapasitesine uzanıyor.
Bu da, anketlerde sayısal olarak daha geniş bir alana sahip görünen, ancak Netanyahu karşıtı sağ, laik merkez, Siyonist sol ve dışarıdan destek verebilecek, aynı zamanda onun karşısındaki kamp içinde reddiye hatlarını da patlatabilecek Arap partileri arasında dağılmış rakiplerle yüzleştiği bir tabloda gerçekleşiyor.
İsrail’de seçim kamplarının haritası
Netanyahu kampı: Daha net müttefikler, daha dar bir yol
Netanyahu, merkezinde en büyük parti ve başbakanın vitrini olarak Likud’un yer aldığı, belirgin bir dinî sağ blok içinde hareket ediyor.
Likud, 2022 seçimlerinde 32 sandalye kazanmıştı. 2026 anketleri ise partiyi 24 ila 30 sandalye bandında gösteriyor. Bu aralık, onu çoğu senaryoda partiler düzeyinde ilk sırada tutsa da çoğunluğa giden yolda neredeyse her ortağa ihtiyaç duyar hâle getiriyor.
Bu yüzden Netanyahu, seçimleri hem Likud oyları için bir mücadele hem de müttefiklerinin seçim barajının üzerinde kalması için paralel bir savaş olarak görüyor; çünkü sağ içindeki küçük bir partide yaşanacak herhangi bir aksama, onun birinciliğini iktidar kurmaya yetmeyen bir sayıya dönüştürebilir.
Netanyahu’nun yanında, Sefarad Haredi Şas Partisi’nin lideri Aryeh Deri, en istikrarlı müttefiklerinden biri olarak duruyor. Zira bu parti anketlerde genellikle 8 ila 10 sandalye civarında seyrediyor ve ağırlığını doğulu dindar tabanından, ayrıca hükümete verdiği desteği dinî kurumların finansmanı ve Tevrat okullarındaki öğrencileri askerlikten koruyan bir yasayla ilişkilendirme kapasitesinden alıyor.
Bu konum, partiyi Netanyahu’nun sağlam tabanının bir parçası hâline getirirken, aynı zamanda onun üzerinde sürekli bir baskı kaynağına dönüştürüyor; çünkü Şas’ın oylarına ihtiyaç duyan herhangi bir sağ hükümet, askerlik dosyasında Haredilere rahat bir formül sunmak zorunda kalacaktır.
“Yahadut HaTorah” ya da “Birleşik Tevrat Yahudiliği” Partisi de aynı kamp içinde Aşkenaz Haredi müttefik konumunu işgal ediyor. Yitzhak Goldknopf ve Moşe Gafni gibi isimlerin öncülük ettiği parti çoğunlukla 7 ila 9 sandalye bandında hareket ediyor ve Haredilerin askerlik hizmetine alınmasına karşı çıkma konusunda Şas’la aynı çizgiyi paylaşıyor.
Bu partiler açısından askerlik meselesi, toplumsal yapı, dinî kurumlar, bütçeler ve okullarla ilgili. Bu nedenle Netanyahu’ya neredeyse garanti bir taban sağlarken, aynı anda onu laik seçmen ve askerlik yükünün paylaşımında “eşitlik” sloganını yükselten partilerle artan bir gerilimin karşısına çıkarıyor.
Bu kampın en sert kanadında, Ulusal Güvenlik Bakanı ve aşırı sağcı “Yahudi Gücü” Partisi’nin lideri Itamar Ben-Gvir, Gazze’de ve işgal altındaki Filistin içlerinde saldırgan askerî politikayı savunan akımın temsilcisi olarak konumlanıyor.
Ben-Gvir’in anketlerdeki gücü, uzlaşmaları reddeden ve askerî çözümler sunan söyleminden geliyor. Bu da onu, parlamenter hesaplarda Netanyahu’nun ihtiyaç duyduğu bir ortak, Washington’un, arabulucuların ya da işgal ordusu komutanları ile güvenlik aygıtlarının sükûnet veya siyasi bir düzenleme yönünde baskı yaptığı anlardaysa Netanyahu için bir yüke dönüştürüyor.
Çünkü Netanyahu, aşırı sağ seçmenin taviz olarak göreceği bir formüle ne kadar yaklaşırsa, Ben-Gvir de kampın içinden onun bütünlüğünü tehdit etme kapasitesini o kadar artırıyor.
Onun yanında, Maliye Bakanı ve Dini Siyonizm Partisi’nin lideri Bezalel Smotrich duruyor. Smotrich, hükümeti Batı Şeria, bütçe ve “devletin Yahudi kimliği” diye adlandırılan başlıklara bağlayan dinî yerleşimci akımın temsilcisi konumunda.
Smotrich’in yarattığı risk, Ben-Gvir’inkinden farklı. İkincisi bazı anketlerde toplumsal destek bakımından daha güçlü görünürken, Dini Siyonizm Partisi zaman zaman seçim barajına yaklaşıyor; bu da partinin kaderini son derece hassas bir sayısal unsur hâline getiriyor.
Bu kampın netliği, onun güç kaynağı. Tarafları liderlerini biliyor ve Arap partilerine dayanmayı reddeden, sert güvenlik söylemini benimseyen dinî sağ bir hükümete dair ortak bir tasavvura sahip.
Ancak siyasi netlik, sayı sorununu çözmüyor. Zira “İsrail”de genel anket eğilimi, Netanyahu kampını 49 ile 56 sandalye arasında gösteriyor; bazen 60’a yaklaştırsa da kritik eşiğin üzerinde istikrar sağlamıyor.
Netanyahu’nun rakipleri: Daha geniş rakamlar, daha zor bir koalisyon
Buna karşılık Netanyahu’nun rakipleri cephesi, tek bir parti ya da projeden çok, farklı tarafları bir araya getiren geniş bir siyasi alan olarak şekilleniyor.
Bu isimlerin başında, Netanyahu karşıtı sağ akımın lideri ve eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett geliyor. Bennett, Ben-Gvir ve Smotrich’e bağımlı olmadan sağcı bir güvenlik liderliği isteyen muhafazakâr seçmene seslenmeye çalışıyor.
26 Nisan 2026’da duyuruldu ki Naftali Bennett ile eski başbakan ve merkezdeki “Yeş Atid” Partisi’nin lideri Yair Lapid, partilerini Bennett liderliğinde “Beyahad” ya da “Birlikte” adı altında yeni bir seçim listesinde birleştirdi. Amaç, Netanyahu karşıtı sağı ve laik merkezi tek bir listede toplamak.
Bennett bu ittifaka sağcı bir örtü sağlarken, Lapid ona sivil ve laik bir taban kazandırıyor. Ancak 2021 hükümetinin Raam Partisi’nin (Birleşik Arap Listesi) desteğine dayanmış olması, aşırı sağın seçmenleri Bennett’in saf bir sağa liderlik etme kapasitesi konusunda kuşkulandırmak için kullandığı bir silah olmaya devam ediyor.
Eski İsrail Genelkurmay Başkanı ve “Yaşar” Partisi’nin lideri Gadi Eisenkot ise Netanyahu karşıtı kampa, yıllardır eksik olan bir unsur kazandırıyor; zira askerî tecrübeyi ve savaş yönetimini geleneksel parti sadakatinin önüne koyan seçmene hitap eden bir güvenlik alternatifi sunuyor.
Nitekim İsrail kamu yayıncısı “Kan”ın 20 Mayıs 2026’da yayımladığı ve Kantar tarafından yapılan ankette “Yaşar” Partisi 16 sandalye, Likud 27 sandalye ve Bennett-Lapid ittifakı 23 sandalye aldı. Anket ayrıca, başbakanlığa uygunluk sorusunda Eisenkot’un muhalefet figürleri arasında en önde gelen isim olduğunu; Netanyahu’nun %42’sine karşılık %35 aldığını gösterdi.
Bu da onu, Netanyahu’nun siyasi imajının önemli bir bölümünü inşa ettiği güvenlik, savaş yönetimi ve askerî kurumla ilişki dosyasında doğrudan bir rakibe dönüştürüyor.
Eski Savunma Bakanı ve laik sağcı “İsrael Beiteinu” Partisi’nin lideri Avigdor Lieberman ise anketlerde genellikle 8 ila 10 sandalye civarında görünse de, bunun ötesine geçen bir koalisyon ağırlığı taşıyor.
Lieberman, Rusça konuşanlar arasında güçlü bir tabana ve Haredilerin ayrıcalıklarına öfkeli laik bir seçmen kitlesine dayanıyor; dindar Yahudilerin ve Arap partilerinin hükümete katılmasına karşı çıkıyor.
Bu tutum ona seçmenleri nezdinde net bir imaj kazandırıyor, ancak aynı zamanda onu Netanyahu karşıtı bir hükümet kurma girişiminin içindeki düğüme dönüştürüyor; çünkü böyle bir hükümet ya Arapların dışarıdan desteğine ya Haredi partilerle bir uzlaşmaya ya da her ikisine birden ihtiyaç duyabilir.
Buna karşılık eski Savunma Bakanı, eski Genelkurmay Başkanı ve Ulusal Kamp Partisi lideri Benny Gantz, haritaya önceki seçim döngülerine kıyasla daha zayıf bir konumdan giriyor.
Gantz yıllarca, Likud seçmeninin bir kısmına hitap edebilen güvenlik merkezinin başlıca adresiydi. Ancak Gazze’ye yönelik saldırı sırasında kısa bir süre Netanyahu hükümetine katılması, muhalif kamuoyu nezdindeki imajını zayıflattı ve Eisenkot ile Bennett’in tabanının bir bölümünü çekmesine alan açtı.
2026 anketleri onu çoğunlukla 5 ila 7 sandalye bandında gösterse de, adı diğer seçeneklerin tıkanması hâlinde birlik hükümeti ya da merkezci bir formül senaryolarında varlığını koruyor.
Eski Genelkurmay Başkan Yardımcısı ve “Demokratlar” Partisi’nin lideri Yair Golan ise Arap partileriyle iş birliğine en hazır Siyonist sol kanadı temsil ediyor.
Golan’ın söylemi, askerî geçmiş ile “eşitlik” ve din ile devletin ayrılması gibi sivil talepleri bir araya getiriyor. Bu da onu Netanyahu karşıtı herhangi bir blok için sayısal olarak faydalı bir konuma yerleştirirken, ılımlı sağın bazı kesimleri açısından kabulünü zorlaştırıyor.
Bu nedenle Golan, muhalefetin bazı hesaplarında gerekli bir güç, aynı zamanda Bennett ve Lieberman’a Netanyahu’nun tüm rakiplerini tek bir hükümette toplamanın zorluğunu hatırlatan siyasi bir sınır olarak görünüyor.
Arap partileri: Hükümetin dışında, hesabın içinde
Arap partileri, geleneksel Siyonist sınıflandırmanın dışında kalmayı sürdürse de hesapların tam merkezinde yer alıyor. Birleşik Arap Listesi ya da Raam Partisi’nin lideri Mansur Abbas, “İsrail”de Arap siyaseti içindeki en pragmatik yaklaşımı temsil ediyor; bütçeler, hizmetler, konut ve Arap toplumunda suçla mücadeleye odaklanıyor ve 2021’de Arapların bir İsrail koalisyonuna katılımının kapısını daha önce aralamıştı.
Buna karşılık Eymen Avde ve Ahmed Tibi, Cephe ve Arap Değişim Listesi’ne, “İsrail” içindeki Filistin ulusal söylemiyle daha bağlantılı bir konumdan liderlik ediyor; aşırı sağın geri dönüşünü engelleyecek ya da sivil ve siyasi kazanımlar sağlayacak şartlı bir dış desteğe de potansiyel olarak açıklar.
Sami Ebu Şehade gibi isimlerle bağlantılı Balad Partisi ise “tüm vatandaşları için devlet” söylemini benimsiyor ve Siyonist koalisyonlara destek vermeyi reddediyor. Bazı anketler partiyi baraj baskısı altında gösteriyor.
Buradan hareketle Araplar, aynı anda iki farklı konumdan ağırlık taşıyor: Birlikleri etki kapasitelerini yükseltiyor, bölünmeleri ise Netanyahu’nun rakiplerinin çoğunluğa ulaşmak için ihtiyaç duyduğu oyları boşa çıkarabiliyor.
Bu nedenle onların dışarıdan desteği 61 sandalyeye giden yolu açabilir; ancak bu durum Ben-Gvir, Smotrich ve Lieberman açısından kırmızı çizgilere çarpıyor.
Ayrıca Arap partileri, Bennett’i de Netanyahu’yu devirmek istemesi ile kendisini onlara dayanan bir sağ lider olarak göstermeme hassasiyeti arasında zor bir sınavla karşı karşıya bırakıyor.
Sandığı etkileyen dosyalar
Parti haritası çizildikten sonra en önemli soru şu olarak kalıyor: Seçmenleri konumlarını sabitlemeye ya da değiştirmeye itebilecek olan nedir?
İsrail seçimlerinde oylar genellikle yalnızca parti sadakatine göre hareket etmiyor. Gazze’ye yönelik saldırı, kuzeyin güvenliği, İran’la tırmanış ve Haredilerin askere alınması krizi, bu kez sandığa hem Netanyahu ve müttefikleri hem de rakipleri için birer sınav olarak giriyor.
Bu nedenle seçim mücadelesi, 7 Ekim’deki Aksa Tufanı Operasyonu’ndan bu yana iç ve dış cephelerin nasıl yönetildiğine dair kamuoyu değerlendirmesiyle sandalye hesabının bir karışımı gibi görünüyor.
Gazze’de Netanyahu, kendini İsrail toplumundaki en hassas dosyalardan birini, İsrailli esirlerin serbest bırakılmasının tamamlanması ve son tutuklunun naaşının geri getirilmesinin ardından kapatan lider olarak sunmaya oynuyor.
Aynı zamanda rakipleri, savaşın uzamasını, yıpranmanın boyutunu ve Gazze Şeridi’ndeki operasyonların sürmesini kullanarak farklı bir soru ortaya atıyor: “İsrail”in ödediği bedel ne oldu ve işgal hükümeti bu dosyanın kapanışını siyasi istikrara dönüştürme kapasitesine sahip mi?
Bu dönüşüm, aşırı sağın kampanya içindeki konumunu değiştiriyor. Zira baskı artık açık bir esir takası etrafında dönmüyor; anlaşma sonrasında Gazze’nin şekli, Hamas’ın akıbeti, Gazze’den çekilmenin sınırları, İsrail’in askerî kontrolünün boyutu ve kuşatma altındaki bölge için herhangi bir sivil ya da güvenlik yönetiminin niteliği etrafında dönüyor.
Burada Ben-Gvir ve Smotrich, güvenlik kıskacının sürmesi ve Hamas’a ya da arabuluculara bir başarı görüntüsü verecek herhangi bir formülün reddedilmesi yönünde baskı yaparken, Netanyahu da esirler dosyasını kapatma ile askerî ve siyasi baskıyı sürdürmeyi bir arada yürütebilen güvenlik lideri konumunu korumaya çalışıyor.
Kuzeyde Lübnan cephesi, işgal hükümetinin imajı için başka bir sınav sunuyor. Hizbullah’la karşılıklı bombardıman ve kuzey kasabalarının on binlerce sakininin yerinden edilmesi, güvenlik sorusunu, bir bölümü sağa yakın sayılan bir kamuoyu için günlük bir deneyime dönüştürdü.
Çünkü yerleşimcilerin geri dönüşü, işgal altındaki kasabaların korunması ve caydırıcılığın yeniden tesisi, kuzeydeki yerleşimciler hükümetin güvenlik vaatlerinin gerçeğe dönüşmediğini hissederse, işgal hükümetine karşı kullanılabilecek seçim başlıklarına dönüşüyor.
Bu alan, Eisenkot ve Gantz gibi isimlere askerî tecrübeye sahip bir güvenlik liderliği isteyen seçmene hitap etme fırsatı verirken, aynı zamanda Netanyahu’ya da çoklu cephelerle yüzleşmiş bir lider olarak sicilini savunma imkânı tanıyor.
İran ise seçimlere bölgesel ve uluslararası bir boyut ekliyor. Nisan 2026’da Tahran’la yaşanan tırmanış, bazı anketlerde Likud’a geçici bir ivme kazandırarak partiyi 27-30 sandalye bandına yükseltti. Ancak ardından gelen ABD-İran mutabakatı ve buna eşlik eden Netanyahu-Washington gerilimi, Netanyahu’nun işgal savaşları için Amerikan desteğini güvence altına alma kapasitesi sorusunu yeniden açtı.
İsrail sağının içinde Trump’la ilişki, Netanyahu söyleminde önemli bir sermaye olarak görülüyor. Bu nedenle ABD yönetimiyle yaşanan herhangi bir anlaşmazlık işareti, rakiplerinin onun uzun vadeli uluslararası korumayı sağlama kapasitesini sorgulamak için kullandığı bir seçim malzemesine dönüşüyor.
İçeride ise Haredilerin askere alınması krizi, ittifakları patlatma kapasitesi en yüksek dosya gibi görünüyor. Dinî okul öğrencilerine tanınan geniş yasal muafiyetlerin sona ermesinden bu yana Yüksek Mahkeme, ordu ve laik sokak, hizmette daha büyük bir eşitlik yönünde baskı yapıyor.
İsrail Demokrasi Enstitüsü, 2025’te askere çağrılan 19 bin Haredi’den yalnızca %1,2’den azının, yani 232 kişinin, çağrıya uyduğunu belirtti. Bu rakam Lieberman ve laik partilere Şas ve Birleşik Tevrat Yahudiliği karşısında güçlü bir malzeme veriyor.
Netanyahu burada, kendi topluluğunu koruyan bir yasa şartı koşan Haredi müttefikleri ile savaş yükünün dağılımına giderek daha fazla öfkelenen laik seçmenler ve bu dosyayı hizmette adalet ile dinî partilerin devlet içindeki nüfuzunun sınırları sorusuna dönüştürebilecek muhalefet arasında sıkışmış durumda.
Rakamlar ve senaryolar
Son kamuoyu yoklamaları hareketli bir harita sunuyor, ancak yine de açık bir genel eğilim çiziyor: Netanyahu kampı çoğu ankette 49 ile 56 sandalye arasında hareket ediyor, bazı durumlarda 60 sınırına ulaşıyor, ancak 61 eşiğinin üzerinde görünmesi nadir oluyor.
Buna karşılık rakiplerinin kampı, Arap partileri hesaba katıldığında 58 ile 67 sandalye arasında seyrediyor. Bu da ona bazı senaryolarda sayısal üstünlük sağlasa da hazır bir iktidar formülü vermiyor.
İki rakam arasındaki fark, bir sonraki seçimlerin özünü özetliyor: Netanyahu daha net bir kampa sahip olabilirken, rakipleri daha geniş ama kurulması çok daha zor bir alana sahip.
“Kan”ın Mayıs 2026’da yayımladığı anket Likud’un 27 sandalye aldığını, Bennett-Lapid ittifakının 23 sandalyeye ulaştığını ve Eisenkot’un partisinin 16 sandalyeye çıktığını gösterdi. Aynı ankette Netanyahu kampı 53 sandalyede kalırken, Araplar hesaba katıldığında ona karşı kamp 67 sandalyeye ulaşıyor.
Bu anket, Eisenkot’un yükselen bir faktör olarak konumunu açıklığa kavuştururken, aynı zamanda Likud’un büyük bir parti olarak kalmasının Netanyahu’nun hükümet kurabileceği anlamına gelmediğini de gösteriyor.
Buna karşılık i24NEWS’in 19 Mayıs 2026’da yayımladığı ve Direct Polls şirketinin yaptığı anket her iki kamp için de 60’ar sandalye ile eşitlik gösterdi. Likud 30 sandalyeyle en büyük parti olarak kalırken, Bennett-Lapid ittifakı 15 sandalyeye geriledi, Gadi Eisenkot liderliğindeki “Yaşar” Partisi ise 17 sandalyeye yükseldi. Bu da güvenlik atmosferi değiştiğinde ya da merkez ve sağ oyları farklı listelere dağıldığında haritanın ne kadar hızlı değişebildiğini ortaya koyuyor.
Bu rakamlar, ilk senaryoya, yani Netanyahu’nun geri dönüşüne, açık ama dar bir güzergâh veriyor. İsrail Başbakanı’nın 61 sandalyeye ulaşabilmesi için Likud’u Şas, Birleşik Tevrat Yahudiliği, Yahudi Gücü ve Dini Siyonizm ile bir araya getirmesi; her küçük sağ partinin seçim barajını aşması ve askerlik krizinin hükümet kurulana kadar kontrol altında kalması gerekiyor.
Bu senaryonun gücü, müttefiklerin uyumu ve liderin netliğinde yatıyor. Ancak zayıf noktası, Smotrich’in düşmesi ya da küçük sağ partilere giden oyların dağılması hâlinde kampın kolayca telafi edemeyeceği sandalyeleri kaybedebilmesi.
İkinci senaryo, Netanyahu’nun rakiplerinden oluşan bir hükümete dayanıyor. Bunun için Bennett, Lapid, Eisenkot, Lieberman, Gantz ve Golan’ın bir araya gelmesi; buna doğrudan ya da dışarıdan Arap desteğinin eklenmesi veya Araplara duyulan ihtiyacı telafi edecek bir sağ kopuşun yaşanması gerekiyor.
Rakamlar bakımından bu ihtimal, Arap partileri hesaba katıldığında Netanyahu karşıtı kampa çoğunluk veren anketlerde görünüyor. Ancak siyaset, yolu düğümlerle dolduruyor; çünkü Lieberman Arapları ve Haredileri reddediyor, Bennett hükümet içinde Arap desteğine dayanma konusunda çekinceli, Golan Araplarla iş birliğine daha açık ve Arap partileri de destek vermek için açık bir siyasi ve sivil bedel talep ediyor.
Üçüncü senaryo ise siyasi tıkanma. Bu, Netanyahu’nun 61 sandalyenin altında kalması ve rakiplerinin de rakamlarını bir koalisyona dönüştürememesi durumunda ortaya çıkıyor. Böyle bir durumda “İsrail”, kişisel ve ideolojik anlaşmazlıkların tekrarlanan seçimlere yol açtığı 2019-2021 turlarına benzer bir deneyime geri dönebilir.
Bu güzergâh, birlik hükümetine, Likud içinde başka bir isim arayışına yönelik baskıya ya da yeni seçimlere yol açabilir. Ancak Likud içindeki herhangi bir kopuş, büyük bir siyasi sarsıntı gerektirir; çünkü parti hâlâ en öne çıkan lideri ve doğal adayı olarak Netanyahu’nun etrafında dönüyor.
Bu anlamda Binyamin Netanyahu, rakiplerinin kampına kıyasla daha net bir kampın adayı olarak seçime giriyor; ancak bunu 61 sandalyeye giden garantili bir yol olmadan yapıyor.
Rakipleri ise birçok ankette daha geniş rakamlarla yarışa giriyor, fakat Bennett, Lieberman, Golan ve Arap partilerini tek bir formülde bir araya getirmenin zorluğuna çarpıyor.
Bu iki yol arasında seçim barajı, Arap oyları, askerlik yasası ve Gazze, Lübnan ile İran’ın bilançosu, seçimlerin yeni bir hükümet mi yoksa yeni bir tıkanma turu mu üreteceğini belirleyecek.