• Siyaset
  • Ekonomi
  • Toplum
  • Kültür
  • Görüşler

“Suriyeliler bizi söylediklerimizle değil, yaptıklarımızla yargılayacak”… Milletvekili Hüda el-Atasi ile söyleşi

Ali Maksour21 August 2026

هذا التقرير متاح أيضًا بـ العربية

Yeni Suriye Halk Meclisi, yükümlülüklerin yalnızca yasa yapmayı değil, yasama kurumunun Suriyelilerle denetim, açıklık ve hesap verebilirlik temelinde farklı bir ilişki kurma kapasitesini de sınadığı ağır bir dönemde çalışmalarına başlıyor.

Geçiş dönemi adaleti, yargı erkı, partiler ve seçimlerle ilgili kurucu nitelikteki yasaların tartışıldığı bir zamanda meclis, yeni devlet yapısı içerisindeki gerçek konumu ve  yasama, denetim ile karar alma süreçlerini etkileme kapasitesinin sınırları konusunda erken ve belirleyici bir soruyla karşı karşıya.

“Noon Post” için gerçekleştirdiğimiz bu özel söyleşide Suriye Halk Meclisi milletvekili Hüda el-Atasi, meclisin hükümeti ve bakanları sorgulamak için sahip olduğu araçları, dış politikadaki rolünün sınırlarını, yasama önceliklerini, tutanakların ve oylamaların yayımlanma mekanizmalarını ve çalışmaların kamuoyuna açılma usullerini anlatıyor. Ayrıca yeni herhangi bir Suriye parlamento deneyiminin peşini bırakmayan şu soruya da yanıt veriyor: Genel hafızada onlarca yıl boyunca yer eden “alkış parlamentosu” imgesinin ardından, kararını kendisi alan ve yürütme erkinin hesap vermesini sağlayan bir meclis nasıl inşa edilebilir?

Atasi ayrıca milletvekili olarak kişisel deneyimine, performansını değerlendirme ölçütlerine, Suriyelilerle iletişim mekanizmalarına ve yasama kurumu içinde öne çıkarmayı seçtiği dosyaya değiniyor: yerel kalkınma ile belediyelerin ve yerel meclislerin etkinleştirilmesi. Çünkü bunlar, devletin varlığının ve vatandaşların günlük ihtiyaçlarına cevap verme kapasitesinin sınanmasına en yakın alanı oluşturuyor.

Bugün Halk Meclisi’nin hükümeti ve bakanları sorgulamak için elinde hangi denetim araçları var ve meclis geçiş döneminde bu araçların etkinliğini nasıl güvence altına alacak?

Anayasal bildiri meclise yasama ve denetim yetkisi veriyor; iç tüzüğümüz de bu araçları ayrıntılandırıyor. Temel mekanizma dinlemedir; bunu meclis ya da komisyonları yürütür. Bu çerçevede daimi komisyonların yetkileri ve geçici komisyonların yetkileri vardır. Buna ek olarak meclisin devletin genel bütçesini görüşme ve onaylama konusunda üstlendiği rol de bulunuyor.

Bütün bunlar, Halk Meclisi’nin üstlenmesi gereken etkili denetim rolü ile anayasal bildirinin öngördüğü kuvvetler ayrılığını güvence altına alma arasında bir denge çerçevesinde gerçekleşir; böylece her iki erk de devlet kurumlarının işleyişini güvence altına almak için görevlerini yerine getirebilir.

Sistem daimi komisyonlarla başlar; bu komisyonlar herhangi bir bakandan ya da yetkiliden dinleme oturumu talep eder ve ilgili kişi gelmek, belgeleri sunmak ve soruları yanıtlamak zorundadır. Komisyonlar, bağlayıcı süreler içinde herhangi bir kamu kurumundan her türlü bilgiyi isteyebilir; kurum eksik kalırsa uygun işlemin yapılması için meclis devreye girer. Bir dosya daha derin bir soruşturma gerektirdiğinde, yetkilileri dinleyen ve saha ziyaretleri yapan özel geçici komisyonlar oluşturulur. Yanlış bilgi sunulması ya da belgelerin gizlenmesi halinde alınan tedbirler vardır; suç şüphesi taşıyan her durum da yargıya sevk edilir.

Genel bütçeye gelince, bu, kamu malı üzerindeki denetimimizin başından sonuna kadar uzanan boyutudur. Komisyonlar bütçeyi tüm mali belgeleriyle inceler; meclis kalem kalem, ardından da bütçenin bütünü üzerinde oylama yapar ve uygulamayı periyodik raporlarla takip eder. Süreç, onaylanan her şeyin nereye gittiğini ortaya koyan kesin hesapla kapanır.

Etkinlik ise iki temele dayanır: bağlayıcı süreler ve kamuoyunun görebildiği açık tutanaklara kaydedilen sonuçlar; ayrıca bu araçları yerleşik ve düzenli bir uygulamaya dönüştürme irademiz.

Dış İlişkiler Komisyonu’nun Diplomatik ve Konsolosluk İşleri Komisyonu ile değiştirilmesi, meclis içinde ve dışında tartışma yarattı. Bu değişikliğe yol açan arka plan neydi ve bunun meclisin dış politika dosyalarındaki rolünü icra etmesine etkisini nasıl görüyorsunuz? 

Bu adlandırma, acil bir göreve uygun olacak şekilde yapıldı: yıllar süren tecridin ardından diplomatik ve konsolosluk teşkilatını yasama yoluyla yeniden inşa etmek ve belgelendirme, pasaport, statülerin düzeltilmesi ve onurlu dönüş bekleyen yurt dışındaki milyonlarca Suriyeliye hizmet ulaştırmak.

Komisyon bu yükümlülüklere odaklanmış olsa da dış dosya meclisin elinden çıkmış değil. Zira onay yetkisi mecliste kalmaya devam ediyor. Uluslararası antlaşma ve anlaşmalar da meclisteki Anayasa ve Hukuk İşleri Komisyonu’na ya da ilgili herhangi bir ihtisas komisyonuna sevk ediliyor; ardından meclis, tartışma ve uzman komisyonlarının raporlarını incelemenin ardından bunları kabul ya da reddediyor.

Dışişleri Bakanı da diğer bakanlar gibi dinleme için çağrılır; parlamenter grubumuz da bakanlıkla koordinasyon içinde Arap ve uluslararası parlamenter birliklerde varlık gösterir.

Halk Meclisi, geçiş dönemi adaletinden yargı reformuna, partiler ve seçim yasalarına kadar büyük dosyalar taşıyan bir geçiş döneminde çalışmalarına başlıyor. Meclis bu dosyalar arasında yasama önceliklerini nasıl belirleyecek?

Önceliklerimizi üç ölçüte göre sıralıyoruz: anayasal bildirinin gereklilikleri, istikrarı ve toplumsal barışı güçlendirecek şekilde devletin kurumsal yapısının tamamlanması ve vatandaşın hayatına doğrudan dokunan konular.

Geçiş dönemi adaleti düzenlemeleri, Ulusal Komitesi ve Kayıplar Kurumu’na destek, toplumsal barışın temeli olarak öne çıkıyor; buna paralel olarak yargı reformu geliyor, çünkü bu, diğer herhangi bir yasanın etkinliğinin şartıdır.

İnsanların her gün doğrudan hissettiği ekonomik ve hizmet odaklı düzenlemelerin önemini de, yeniden inşa ve kalkınmaya ilişkin geleceğe dönük beklentilerle bağlantılı olanları da göz ardı etmiyoruz. İç tüzük, ancak nitelikli çoğunlukla kabul edilebilecek kurucu yasaları ayırt etti: seçimler, partiler, yargı erki, Yüksek Anayasa Mahkemesi ve geçiş dönemi adaleti. Bu ayrım, bir yandan bu yasaların önemini yansıtırken, diğer yandan öncelikleri de bizzat çiziyor.

Ayrıca tüzük, geçiş dosyaları için müstakil daimi komisyonlar tahsis etti: geçiş dönemi adaleti ve toplumsal barış, mağdurlar, şehitler ve kayıplar işleri, kamu özgürlükleri ve insan hakları ile yeniden imar ve yerinden edilmişler için.

Meclis, gerek oturum tutanaklarının yayımlanması, gerek yasalar üzerindeki oylamalar, gerekse büyük yasama başlıklarına ilişkin tartışmaların erişime açılması bakımından Suriyeliler nezdinde çalışmalarının şeffaflığını güvence altına almak için hangi mekanizmalara dayanacak?

Açıklığı esas, gizliliği ise gerekçelendirilmiş dar bir istisna haline getirdik; bunun genişletilmesine izin verilemez. Meclis oturumları açık yapılır ve yayımlanır; tutanakları ile oylama sonuçları Resmî Gazete’de ve resmî elektronik platformlarda yayımlanır. Gündem ilan edilir ve oturumlardan en az üç gün önce dağıtılır. Oylamada esas olan açıklıktır; isim okunarak yapılan oylamada her milletvekilinin tutumu adıyla birlikte tutanağa geçirilir, böylece seçmen kendisini temsil eden kişinin nasıl oy verdiğini bilir.

Yasamanın fiilen üretildiği komisyonlarda ise toplantılar, uzmanların, ilgili tarafların ve medya kuruluşlarının katılımına açılabilir; komisyonlar çalışmalarının özetlerini ve onaylanmış raporlarını yayımlar. Meclis, üyelerin katılım ve devamsızlık oranlarını da açık biçimde yayımlar; yani milletvekillerinin kişisel disiplini bile kamuoyunun gözü önündedir.

Meclis medyası, siyasi amaçlarla araçsallaştırmaya başvurmadan, tarafsızlığa, doğruluğa ve halkın bilgi edinme hakkına hizmet etmeye bağlıdır. Tutanaklardan siyasi bir görüşü ya da meşru eleştiriyi çıkarmak amacıyla silme yapılması da açıkça yasaktır.

Güvenin yeniden tesis edilmesi sürecinin uzun olduğunu ve nutuklarla tamamlanamayacağını biliyoruz; bunun ilk adımı da Suriyelilerin her şeyi kendi gözleriyle görmesidir.

Halk Meclisi’nin onlarca yıl boyunca kendisine sevk edilenleri onaylamakla yetindiği yönünde suçlandığı bir geçmişin ardından, mevcut meclisi yürütme erkinin kararlarını sadece tasdik eden bir merci değil, bağımsız bir yasama ve denetim otoritesi haline getirecek pratik güvenceler nelerdir?

Bu soruyu çok iyi anlıyoruz; çünkü Suriyelilerin “alkış parlamentosu” ile ilgili hafızası uzun.

Güvence her şeyden önce usul sisteminden başlıyor; iç tüzük, milletvekillerinin yasa teklif etme, kendilerine sevk edilenleri değiştirme ve geri çevirme hakkını, yalnızca onaylama değil, açıkça güvence altına alıyor. İkincisi davranışsal bir güvencedir; ilan edilen oylama kaydı, her milletvekilini adıyla seçmenleri önünde sorumlu kılar. Üçüncüsü ise dışsal bir güvencedir; performansımızı izleyen özgür basın ve sivil toplum.

Dördüncüsü de dokunulmazlıktır: Milletvekili, parlamenter faaliyetleri kapsamındaki görüşleri, sözleri ve oyları nedeniyle hukuki, cezai ya da disiplin yönünden sorumlu tutulamaz. Bu dokunulmazlık kaldırılamaz, bundan feragat edilemez ve görev süresi sona erdikten sonra da devam eder. Muhalefet eden ve eleştiren milletvekili, sözünün cezalandırılmayacağından emin olduğunda özgür bir milletvekilidir; görüş parlamentosunu alkış parlamentosundan ayıran da budur. Suriyeliler bizi dönemin sonunda söylediklerimizle değil, yaptıklarımızla yargılayacak.

Geçiş dönemi boyunca performansınızı değerlendirmek için hangi ölçütleri esas alacaksınız ve dönemin sonunda size “başardık” ya da “başarısız olduk” dedirtecek şey ne olacak?

İç tüzüğün kendisi, her milletvekilinin çalışması konusunda hesap vermesini mümkün kılan göstergeler sunuyor. Bunlar disiplinle başlıyor; meclis, üyelerin katılım ve devamsızlık kayıtlarını kamuoyuna açıklar. Ardından yasama katkısı gelir; yani milletvekilinin teklif edilmesine katıldığı yasalar, komisyonlara sunduğu görüşler ve müzakere sırasında önerdiği değişiklikler.

Sonra denetim pratiği, imza attığı dinleme talepleri ve bunların yalnızca tavsiyelerle sınırlı kalmayıp fiili takibe dönüşen sonuçları gelir. Ardından vatandaşlarla bağ vardır; yani milletvekilinin onların meselelerini ve kaygılarını meclis salonuna ne ölçüde taşıdığı ve onlara hangi cevaplarla döndüğü.

Buna, önemi daha az olmayan bir başka ölçüt daha eklenir: milletvekilinin parlamentonun kendi içindeki performansı ve meslektaşları arasında dinleme kültürünü yerleştirmesi; farklı görüşlere saygı, sorumlu diyalog, iç tüzüğe bağlılık ve kolektif çalışmaya, inşa etmeye ve girişim sunmaya dayalı inanç. Çünkü hükümetten dinlemesini isteyen milletvekili, önce kendi salonunda dinlemeyi iyi bilmelidir.

Başarı hükmü, Suriyelilerin onurlu ve güvenli bir yaşama dair beklentilerini karşılayan yasalar çıktığında ve denetim metinden yerleşik kurumsal geleneklere dönüştüğünde verilir. Dönemin taşıdığı bir başka ölçüt daha var: Suriyeli kadınların bu deneyimde kamusal çalışmaya atılmalarını teşvik edecek bir şey bulmaları. Bugün kadın temsili sınırlı ve bu nedenle sorumluluk da iki kat artıyor.

Milletvekilinin çalışmasının meclis salonuyla sınırlı kalmaması için Suriyelilerle iletişimde kalmak ve taleplerini dinlemek adına hangi mekanizmayı benimseyeceksiniz?

Kurumsal düzeyde iç tüzük, bu amaç için doğrudan bir araç öngördü; buna göre meclisin vilayetlerde ofisler açmasına izin verildi. Bu ofisler, milletvekilleri ve komisyonların vatandaşlarla buluşmalarını düzenler, onların parlamenter hizmetlere erişimini kolaylaştırır; en çok zarar görmüş kesimlere ve özel ihtiyaç sahiplerine de özel önem verir.

İç tüzüğün, ilgili taraflara ve sivil toplum kuruluşlarına komisyon toplantılarını açma imkânını, halkın seslerinin doğrudan meclis salonuna girmesi için değerlendireceğim.

Kişisel düzeyde ise kent ve kasabalara düzenli saha ziyaretlerine, yerel aktörler, sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarıyla açık toplantılara, önerilerin alınmasına dayanıyorum; ardından bu talepleri meclisin araçları üzerinden meclise taşıyorum.

Halk Meclisi içinde kendinizi özel bir sorumluluk taşıyor hissettiğiniz ve bunu bir yasaya ya da kamu politikasına dönüştürmeye çalıştığınız mesele nedir?

Kendimizi özel sorumluluk taşıyor gördüğümüz mesele, toplumsal sözleşmenin yeniden inşasına giriş kapısı olarak yerel kalkınmadır; bunun başında da Yerel Yönetim Yasası, özellikle de belediyelerin ve yerel meclislerin rolünün etkinleştirilmesi geliyor.

Kanaatlerimiz somut bir gerçekten hareket ediyor: Çatışmadan çıkmış bir ülkede vatandaş, devletin meşruiyetini başkentte değil, mahallesinde ve köyünde sınar.

Yerel kurumlar devletin günlük yüzüdür; temel hizmetleri sunmakta başarısız olurlarsa, vatandaşın gözünde bütün devlet başarısız olmuş olur. Bu nedenle belediyelerin rolünü etkinleştirmenin ve onları gerekli imkânlarla donatmanın, güveni yeniden inşa etmenin en acil giriş kapısı olduğunu düşünüyoruz. Çalışmalarımızda, belediyelerin temel hizmetler, yerel yeniden imar, sağlık ve eğitim alanlarında görevlerini etkin biçimde yerine getirmelerini sağlayacak bir düzenlemeyi desteklemeye odaklanıyoruz.

Onlara yeterli mali kaynak sağlayan, kurumsal kapasitelerini inşa eden, katılımcı planlama ve yerel hesap verebilirlik mekanizmalarını güçlendiren, gençlerin ve kadınların kamusal alana kendi kaygıları, meseleleri ve yerel toplumlarının ihtiyaçlarından hareketle gerçek katılım kanallarını açan bir yasa yönünde baskı yapıyoruz.

Hedefimiz, belediyenin tali bir idari birim olmaktan çıkıp kalkınmanın merkezî ve etkili bir aktörüne dönüşmesi; merkezden gelen talimatların pasif alıcısı olmaktan çıkıp kendi toplumunun önceliklerini belirleme ve karşılama sürecinde ortak haline gelmesidir. Böylece vatandaş, ülkesinin toparlanışını uzaktan izleyen biri olmaktan çıkıp onun etkin bir tarafına dönüşür; kalkınma da insanların günlük yaşamlarında hissettikleri bir projeye dönüşür.

Bunları da Beğenebilirsiniz

Siyaset

Motor savaşı.. Türkiye’nin tam savunma bağımsızlığına açılan kapı

Khaled Aslan21 August 2026
Siyaset

İseviyye: Kudüs’ün yeniden alevlenen meşalesi

ضحى ادكيدك12 August 2026
Siyaset

“Sizi andıran yere gidin”… Arap dünyası Filistinliler için bir “sürgün deposu” mu?

Sujoud Awais12 August 2026

Bazı haklar Creative Commons lisansı altında saklıdır

↑