NoonPost NoonPost

NoonPost

  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Toplum
  • Kültür
  • Görüşler
Bildirim Daha Fazla Göster
NoonPost
Yaptırımların kaldırılması ve yeniden imar: Suriye NATO Zirvesi’nden ne kazandı?
NoonPost
İnkâr duvarının çöküşü: Kanıtlar Sudan savaşında BAE’nin peşini bırakmıyor
NoonPost
“Şam’ı teröristler yönetiyor”.. Suriye’de kaos ve mezhepçilik söylemini büyüten hesap ağı
NoonPost
Katar, ABD-İran anlaşmasını güvence altına almak için en güçlü kozlarını nasıl oynadı?
NoonPost
Gecekondulardan gökdelenlere: Şam’daki kentsel dönüşümün bedelini kim ödüyor?
NoonPost
Mısır’da dini tebliğin askerileştirilmesi: İmam “sivil askere” dönüşürken
NoonPost
Göçmen çocukları sahalarda: Futbol kimlikleri nasıl yeniden sınıflandırıyor?
NoonPost
Brexit’in üzerinden on yıl geçti: Britanyalılar Avrupa Birliği’nden ayrıldıklarına pişman mı?
NoonPost
Ameliyat sırasında onarım: Gazze’de tıbbi cihazlar nasıl ayakta tutuluyor?
NoonPost
Mardin’den Trablus’a: Geçmişin bağları, Türkiye’nin Lübnan’daki yeni politikası
NoonPost
İsrail’in “Ezan Yasası”: Kudüs’te ezan neden hedefte?
NoonPost
Lazkiye Limanı.. Suriye’nin Akdeniz’e açılan kapısını kazanmak ne anlama geliyor?
NoonPost NoonPost
Bildirim Daha Fazla Göster
NoonPost
Yaptırımların kaldırılması ve yeniden imar: Suriye NATO Zirvesi’nden ne kazandı?
NoonPost
İnkâr duvarının çöküşü: Kanıtlar Sudan savaşında BAE’nin peşini bırakmıyor
NoonPost
“Şam’ı teröristler yönetiyor”.. Suriye’de kaos ve mezhepçilik söylemini büyüten hesap ağı
NoonPost
Katar, ABD-İran anlaşmasını güvence altına almak için en güçlü kozlarını nasıl oynadı?
NoonPost
Gecekondulardan gökdelenlere: Şam’daki kentsel dönüşümün bedelini kim ödüyor?
NoonPost
Mısır’da dini tebliğin askerileştirilmesi: İmam “sivil askere” dönüşürken
NoonPost
Göçmen çocukları sahalarda: Futbol kimlikleri nasıl yeniden sınıflandırıyor?
NoonPost
Brexit’in üzerinden on yıl geçti: Britanyalılar Avrupa Birliği’nden ayrıldıklarına pişman mı?
NoonPost
Ameliyat sırasında onarım: Gazze’de tıbbi cihazlar nasıl ayakta tutuluyor?
NoonPost
Mardin’den Trablus’a: Geçmişin bağları, Türkiye’nin Lübnan’daki yeni politikası
NoonPost
İsrail’in “Ezan Yasası”: Kudüs’te ezan neden hedefte?
NoonPost
Lazkiye Limanı.. Suriye’nin Akdeniz’e açılan kapısını kazanmak ne anlama geliyor?
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Toplum
  • Kültür
  • Görüşler
Bizi Takip Edin

El Ubeyd, Faşir yolunda.. açlık, susuzluk ve savaşın kuşattığı şehir

عماد عنان
Emad Anan Yayımlandı 21 July ,2026
Paylaş
NoonPost

هذا التقرير متاح أيضًا بـ العربية

Tanınmış bir ticaret merkezi, Sudan’ın orta kesimini Kordofan ve Darfur bölgelerine bağlayan bir lojistik nokta ve ülkenin doğusunu batısına ulaştıran kritik bir durak olan Kuzey Kordofan eyaletinin başkenti El Ubeyd, zamanla boğucu bir insani krize işaret eden trajik bir odak noktasına dönüştü; bu durum, on binlerce kent sakini ile buraya sığınan yerinden edilmiş insanların hayatını tehlikeye atıyor.

Uzun yıllar canlılığı, demografik çeşitliliği ve Sudan’ın dört bir yanından insan çekme kapasitesiyle bilinen kent, bugün korku altında kuşatılmış durumda. Etrafındaki askeri yığınak giderek artıyor, insansız hava araçlarıyla düzenlenen saldırılar neredeyse durmaksızın sürüyor, ikmal yolları peş peşe kesiliyor. Su, gıda, elektrik ve sağlık hizmetleri ise yaşamın temel dayanaklarını kökünden sarsan sürekli baskılarla karşı karşıya. El Ubeyd, güvenlik arayanlar için bir sığınak olarak kalmak yerine, sakinlerini dışarı iten bir kente dönüşmeye başladı; açlık, susuzluk ve yeniden yerinden edilme hayaleti onları takip ederken, bu tablonun sürmesinin kenti daha da ağır bir akıbete sürükleyebileceğine dair uyarılar da yükseliyor.

Bugün artık Faşir trajedisinin tekrarlanacağına dair kaygılar, yalnızca medya uyarıları ya da siyasi abartılar olmaktan çıktı; sahadan yükselen gerçek yardım çağrılarına ve çığlıklara dönüştü. Nitekim BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri de uyardı.      Yavaş yavaş boğulan bir kent ile her geçen gün hayatta kalma şansı azalan bir nüfus arasında şu soru ortada duruyor: El Ubeyd gerçekten de yeni bir Faşir’in eşiğinde mi?

 El Ubeyd.. stratejik konumun laneti

Görünüşe göre El Ubeyd bugün, hassas coğrafi konumu ve artan stratejik öneminin bedelini ödüyor. Kent, Sudan’daki savaşın iki tarafının hesaplarında merkezi bir hedefe dönüşmüş durumda. Kuzey Kordofan eyaletinin başkenti olan El Ubeyd, Darfur ve Kordofan’ı Sudan’ın orta kesimine ve başkent Hartum’a bağlayan en önemli eksenlerden birinin kavşağında yer alıyor. Ayrıca operasyonel öneme sahip bir askeri havaalanına ev sahipliği yapıyor. Bu da onu, değeri yalnızca konumuyla sınırlı kalmayan; askeri, lojistik ve siyasi açıdan son derece etkili boyutlar taşıyan jeopolitik bir düğüm haline getiriyor.

El Ubeyd üzerinde kontrol kuran taraf, Batı Sudan ile ülkenin orta kesimi arasındaki hareket ve ikmal hatlarını doğrudan etkileyebilir; kenti birlik toplama, ikmal depolama ve lojistik operasyonları güvence altına alma üssü olarak kullanabilir, ayrıca başka cephelere açılan bir çıkış noktası haline getirebilir. Bu nedenle El Ubeyd, yalnızca bir lojistik merkez olarak değil, Kordofan bölgesindeki güç dengelerini yeniden şekillendirebilecek, hatta savaşın ulusal düzeydeki seyrini etkileyebilecek bir askeri destek platformu olarak okunuyor.

Bu askeri önem, kentin ekonomik ve demografik ağırlığından da ayrı düşünülemez. El Ubeyd, Sudan’ın önde gelen ticaret ve nüfus merkezlerinden biri; yüz binlerce sakine ve yerinden edilmiş insana ev sahipliği yapıyor. Aynı zamanda ülkenin doğusu ile batısı arasındaki pazar ve ticaret hareketinin bağlanmasında kilit rol oynuyor. Kent ayrıca, sağladığı ticaret, ulaşım ve mal ile kaynak dağıtım ağları sayesinde Kordofan bölgesinin ekonomisinde temel bir dayanak noktası niteliği taşıyor.

معركة "الأبيض".. عقدة السودان الاستراتيجية التي يستميت الجيش والدعم السريع للسيطرة عليها؛ فهل تكون محطة الترجيح التي تعيد رسم خريطة الحرب؟

للاطلاع على تفاصيل أكثر عبر الرابط👇👇https://t.co/8jSIbVVMyV pic.twitter.com/cUZPZHuWOH

— نون بوست (@NoonPost) June 28, 2026

Bu çok katmanlı önemden hareketle Sudan Silahlı Kuvvetleri ile Hızlı Destek milisleri, El Ubeyd’e vazgeçilemeyecek stratejik bir ödül gözüyle bakıyor. Ordu açısından kent, Nil’in batısında belirleyici bir dayanak ve Hızlı Destek’in doğuya doğru yayılmasını sınırlamak ya da Darfur’a uzanan hareket güzergâhlarını yeniden açmak için kullanılabilecek bir üs anlamına geliyor. Hızlı Destek milisleri açısından ise El Ubeyd’in kontrolü, Darfur’daki nüfuz alanlarını Kordofan’ın derinlikleriyle birleştirecek ve onlara ordunun hatlarını tehdit etme ve Sudan’ın orta kesimine doğru yeni bir baskı ekseni açma imkânı verecek.

Böylece El Ubeyd, üzerinde çekişilen sıradan bir kentten çok daha fazlasına dönüştü; Sudan coğrafyası üzerinde kontrol mücadelesinin dayanak noktası ve düşmesi ya da direnmesi halinde ülke içindeki askeri ve siyasi nüfuz haritasında geniş çaplı bir değişime yol açabilecek bir düğüm haline geldi.

Savaştan kaçanlar için güvenli sığınak

Kordofan bölgesinde çatışmaların şiddetlenmesi ve bölgenin insani açıdan Sudan savaşının en acımasız sahalarından birine dönüşmesiyle birlikte, zarar gören kent ve köylerden gelen on binlerce aile, görece de olsa asgari güvenlik ve hizmet sağlayabilen en yakın sığınak olarak El Ubeyd’e yönelmek zorunda kaldı. Sonuç olarak kent, son aylarda kapasitesini aşan, peş peşe gelen ve benzeri görülmemiş göç dalgalarına sahne oldu.

Reuters’ın Uluslararası Göç Örgütü’nden aktardığı verilere göre El Ubeyd yaklaşık yarım milyon kişiye ev sahipliği yapıyor; bunların 83 binden fazlası ülke içinde yerinden edilmiş kişilerden oluşuyor. Buna karşılık, yerel resmi tahminler kent ve çevresindeki yerinden edilmişlerin sayısının sekiz kamp ve barınma alanına dağılmış şekilde 1,2 milyon kişiyi aşmış olabileceğine işaret ediyor. Bunlar arasında, geçen mart-haziran döneminde kente ulaşan yaklaşık 11 bin aile de bulunuyor; çoğunluğu Güney ve Batı Kordofan eyaletlerinden geldi.

Söz konusu tahminlere göre El Ubeyd’in nüfusu, savaşın patlak vermesinden önce yaklaşık 800 bin iken bugün 3,2 milyona yaklaşmış durumda. Bu keskin demografik dönüşüme, kentin hizmet kapasitesi ya da altyapısında benzer bir artış eşlik etmedi. Bu devasa nüfus akışı, zaten sınırlı ve kırılgan olan su ve elektrik şebekeleri, sağlık tesisleri, barınma merkezleri ve pazarlar üzerinde olağanüstü baskı yarattı. Savaşın sürmesi ve ikmalin aksamasıyla birlikte bu hizmetlerin bir kısmı kısmen ya da tamamen devre dışı kaldı; gıda, su, barınma ve tıbbi bakım üzerindeki rekabet ise giderek arttı.

Krizin sonuçları artık yalnızca hizmet boyutuyla sınırlı değil; kaynak kıtlığı ve temel ihtiyaçlara erişim zorluğuna bağlı olarak kent içinde sakinlerle yerinden edilmişler arasındaki gerilim artarken, ailevi ve toplumsal anlaşmazlıklar da görünür hale gelmeye başladı. Böylece El Ubeyd, savaştan kaçanları kabul eden bir kent olmaktan çıkıp, yerinden edilmenin yükü ve hizmet çöküşü altında ezilen bir alana dönüştü. İkmal yolları açılmaz, insani müdahale güçlendirilmez ve kentin daha geniş bir askeri çatışmaya sürüklenmesi önlenmezse, patlamaya hazır toplumsal ve insani bir bombaya dönüşmesi an meselesi olabilir.

Yaşamın temel dayanaklarının hedef alınması

Savaşın başlamasından bu yana El Ubeyd art arda askeri ve ekonomik baskılara maruz kaldı. Ancak bu baskılar ilk aşamalarda, kentin görece de olsa taşıyabileceği bir düzeyde kaldı. Ne var ki tablo, Sudan ordusunun Şubat 2025’te Hızlı Destek milislerinin kent üzerinde kurduğu kuşatmayı yarmayı başarmasının ardından köklü biçimde değişmeye başladı. O tarihten itibaren El Ubeyd, milislerin hesaplarında Kordofan bölgesindeki ordunun en önemli dayanak noktalarından biri olarak merkezi bir askeri hedefe dönüştü.

Kentin stratejik önemi, Faşir’in Ekim 2025’te milislerin eline geçmesinin ardından daha da arttı. Çatışmaların ağırlık merkezi kademeli olarak Darfur’dan Kordofan’a kaydı ve El Ubeyd’in kontrolü, Hızlı Destek’in nüfuzunu doğuya doğru genişletme ve Darfur’daki kontrol alanlarını Sudan’ın iç kesimleriyle birleştirme yaklaşımının temel bir parçası haline geldi.

Bu lojistik noktanın ele geçirilmesi, yalnızca Kuzey Kordofan’ın başkentinin kontrolü anlamına gelmiyor; aynı zamanda ülkenin orta kesimine doğru stratejik bir koridor açılmasını, ordunun konuşlanma ve ikmal hatlarının tehdit edilmesini ve ordunun kenti Darfur ve Kordofan cephelerine ikmal ve hareket üssü olarak kullanma kapasitesinin zayıflatılmasını da mümkün kılıyor. Bu da orduyu, kentin kaybının savaş dengelerinde ve sahadaki kontrol haritasında köklü bir dönüşüme yol açabileceğini fark ettikten sonra, buradaki askeri varlığını güçlendirmeye itti.

2026’nın başıyla birlikte çatışma daha tehlikeli bir düzeye taşındı. Milisler, dış aktörlerin desteğiyle temin ettiklerine dair raporlar ve suçlamalar bulunan insansız hava araçlarıyla El Ubeyd’e yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. Saldırılar yalnızca askeri noktalarla sınırlı kalmadı; elektrik ve su istasyonlarını, hizmet tesislerini, çiftlikleri, atölyeleri ve üretim alanlarını da hedef aldı. Bu da kentin temel altyapısını zayıflattı ve ayakta kalma kapasitesini tehdit etti.

Böylece El Ubeyd’in hedef alınması, artık yalnızca ordunun askeri varlığını zayıflatmayı amaçlamıyor; aynı zamanda yaşamın temel dayanaklarını ve yerel ekonomiyi çökertmeye uzanıyor. Uzun yıllar ticari canlılığı ve lojistik rolüyle bilinen kent, hizmetlerin aşındığı, hayatta kalma imkânlarının gerilediği ve giderek “yakılmış toprak” modeline yaklaşan yorgun bir alana dönüşüyor.

Felaket boyutunda koşullar

El Ubeyd’deki durum, temel hizmetlerin çökmesi ve halkın dayanma kapasitesinin aşınmasıyla birlikte, bütün unsurlarıyla bir insani felakete işaret eden bir düzeye ulaştı. Kinan Abdülmecid sözlerine bu ifadelerle başladı; anlattığı manzarada askeri kuşatmanın sonuçları, hizmetlerin çöküşü ve hızla artan demografik baskı iç içe geçiyor.

Birkaç gün önce El Ubeyd’den ayrılarak Mısır’a gidebilen Abdülmecid, hayatının doğrudan tehdit altına girmesi ve kentin asgari yaşam koşullarını sağlama kapasitesini yitirmesi üzerine göç etme kararı aldığını söylüyor. Peş peşe gelen göç dalgaları nedeniyle nüfusun birkaç ay içinde üç kattan fazla arttığını, buna karşın tesislerin ya da altyapının kapasitesinde hiçbir artış yaşanmadığını, bunun da hizmet sisteminin geniş bölümlerinin devre dışı kalmasına yol açtığını belirtiyor.

Noon Post’a konuşan ellili yaşlardaki Sudanlı, kent içindeki duruma dair karanlık bir tablo çiziyor; çöküşün en belirgin göstergeleri olarak su ve elektrik krizlerini öne çıkarıyor. Bunu, Hızlı Destek güçlerinin su ve elektrik istasyonlarıyla dağıtım şebekelerini hedef almasına, yolların kapatılması ve bazılarının tahrip edilmesine bağlıyor. Bunun yakıt ve yedek parça ulaşımını aksattığını, kuyuların ve pompa istasyonlarının devre dışı kalmasına yol açtığını, halkın sağlıklı ve güvenli suya erişim kapasitesini düşürdüğünü söylüyor. Geniş nüfus kesimlerinin kişi başına günde iki litreden fazla suya ulaşamadığını, oysa bu miktarın içme, yemek pişirme ve kişisel temizlik için birlikte yetmesi beklendiğini vurguluyor. Bu da susuzluğu kentte günlük yaşamın en belirgin özelliklerinden biri haline getirmiş durumda.

NoonPost
Açlık ve susuzluk, El Ubeyd sakinlerinin bedenini kemiriyor

Gıda krizi de daha az tehlikeli görünmüyor. El Ubeyd’e giden yollardaki hareketin kısıtlanması, pazarların aksaması ve tüccarların tahıl, yakıt ve temel malları taşıma kapasitesinin düşmesi nedeniyle ikmal geriledi. Süregelen göç dalgaları da zaten kırılgan olan gıda sistemi üzerindeki baskıyı artırdı ve fiyatları birçok ailenin gücünü aşan seviyelere çıkardı.

Su kıtlığı ve gıda miktarındaki düşüş karşısında sağlık sonuçları da kaygı verici biçimde genişlemeye başladı. Hijyen düzeyi geriledi, yetersiz beslenme ve su kirliliğiyle bağlantılı hastalıklar yayıldı. Buna, tıbbi hizmetlerin daralması, hastane ve sağlık merkezlerinin hedef alınması, ilaç, malzeme ve personel eksikliği eşlik ediyor. Abdülmecid’e göre acil bir müdahale olmazsa bu durum, mevcut krizin geniş çaplı salgınlar ve ölümler dalgasına dönüşmesi tehdidini taşıyor.

Sudanlı vatandaş sözlerini, birkaç ay öncesine kadar güvenlik ve geçim imkânı arayanların yöneldiği El Ubeyd’in, yaşamın temel dayanaklarından kademeli olarak yoksun bırakıldıktan sonra sakinlerini iten bir kente dönüştüğünü vurgulayarak tamamlıyor. Ona göre altyapı ve hizmetlerin hedef alınması, kenti boşaltmayı ve direniş kapasitesini zayıflatmayı amaçlayan, ardından da kontrol altına almayı hedefleyen bir askeri baskı stratejisinden ayrı düşünülemez; ayrıca bunun Sudan iç kamuoyuna ve bölgesel ve uluslararası güçlere gözdağı mesajları içerdiğini de ekliyor.

Faşir senaryosu tekrar mı yaşanıyor?

Sudan’daki tabloya bakıldığında, El Ubeyd’deki mevcut durum ile Faşir’in düşüşünden önceki dönem arasında kaygı verici bir benzerlik görülüyor. Kent, bir yandan Hızlı Destek milislerinin dışarıdan kuşatması, diğer yandan ordunun kent içinde ve çevresinde askeri konuşlanmasını güçlendirmesi arasında sıkışmış durumda. Kuşatma ve kaynakların tüketilmesi, kenti kademeli olarak zayıflatmanın ve ona karşı geniş çaplı bir saldırı ihtimaline zemin hazırlamanın aracı olarak kullanılıyor.

Bu askeri baskıya, milislere atfedilen insansız hava araçlarıyla altyapı ve hizmet tesislerine yönelik tekrarlanan saldırılar eşlik ediyor. Oysa kent, gıda, su ve ilaçta ciddi kıtlık yaşayan, son derece ağır koşullar altındaki on binlerce yerinden edilmiş insanla dolu; sağlık ve insani kurumların artan ihtiyaçlara yanıt verme kapasitesi de geriliyor.

Kordofan bölgesindeki göç yollarında sivilleri hedef alan öldürme, kaçırma, işkence, cinsel şiddet ve başka ihlallere ilişkin dolaşımdaki raporlar nedeniyle kaygılar daha da büyüyor. Bu da tehlikenin yalnızca kent içinde bulunanlarla sınırlı olmadığını, kentten kaçanlara ve çatışma bölgeleri dışında güvenli geçiş arayanlara da uzandığını gösteriyor.

Bütün bu göstergeler birlikte değerlendirildiğinde, El Ubeyd’in Faşir senaryosunun bir kopyasına her zamankinden daha yakın olduğu düşüncesi güçleniyor. Birkaç ay önce siyasi öngörü çerçevesinde yapılmış bir uyarı ya da medya abartısı olarak görülen şey, bugün sahadaki gelişmelerin desteklediği gerçekçi bir ihtimale dönüşmüş durumda. Kuşatma, askeri tırmanış ve etkili uluslararası müdahalenin yokluğu sürerse, bu ihtimal her an tam teşekküllü bir trajediye dönüşebilir.

حث وزراء خارجية مجموعة السبع ​ومسؤولة السياسة الخارجية في ‌الاتحاد الأوروبي يوم الأربعاء قوات الدعم السريع والجماعات المسلحة المتحالفة ​معها على وقف ​جميع الأعمال التي قد تؤدي ⁠إلى مزيد من الفظائع ​أو تعرض المدنيين للخطر ​في مدينة الأبيض السودانية.https://t.co/SC8TconMmz

— Reuters | رويترز العربية (@araReuters) July 15, 2026

Bu bağlamda Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin uyarısı, Kuzey Kordofan eyaletindeki El Ubeyd’de Darfur bölgesinde yaşanan vahşetlerin tekrarlanabileceği ihtimaline dikkat çekmesiyle geldi. Mahkemenin savcı yardımcısı Nezhat Şemim Han, BM Güvenlik Konseyi’ne verdiği brifingde, kentte “en ağır uluslararası suçların işlenmek üzere olabileceğini” söyledi ve savcılık ofisinin, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin durumun vahametine ilişkin değerlendirmesiyle aynı görüşte olduğunu belirtti.

Han, uluslararası toplumun sorumluluğunu son derece çarpıcı bir ifadeyle özetledi: “Bilmiyorduk diyemeyiz.” Bu mesaj, yalnızca felaket konusunda uyarıda bulunmakla kalmıyor; tehlike işaretleri artık açıkça ortadayken ve Faşir trajedisinin tekrarı öngörülebilir ve önlenebilir bir ihtimale dönüşmüşken, yaşanabileceklerden Sudanlı tarafları, onların dış destekçilerini ve uluslararası kurumları da sorumlu tutuyor.

Sonuç olarak El Ubeyd’in trajedisi, yalnızca tek bir Sudan kentinin yaşadığı acıyı özetlemiyor; yıllardır ülkeyi kemiren savaşın en acımasız yüzünü de açığa çıkarıyor. Ticari, ekonomik ve insani ağırlığıyla kent, çatışmanın kıyısında kalmış tali bir cephe olarak ele alınamaz; aksine o, savaşın taraflarının kentleri, sakinlerini ve kaynaklarını birer baskı kartı ve savaş aracı olarak ele alış biçiminin canlı bir tanığıdır. Bu sırada milyonlarca Sudanlı, güvenlikleri, gıdaları, sağlıkları ve çocuklarının geleceği üzerinden bu çatışmanın bedelini ödüyor. Kuşatma ve çöküş işaretleri birikirken, en acil soru da şu olmaya devam ediyor: Uluslararası toplum, El Ubeyd’in düşmesini ve Faşir trajedisinin tekrarlanmasını mı bekleyecek, ardından da yine çok geç olduktan sonra kınamakla mı yetinecek?

Bu makaleyi PDF olarak indir
Bu Makaleyi Paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp Telegram E-posta Bağlantıyı Kopyala
عماد عنان
Yazan Emad Anan Journalist and Researcher in International Media
Takip Et:
Önceki Makale NoonPost Mardin’den Trablus’a: Geçmişin bağları, Türkiye’nin Lübnan’daki yeni politikası
Sonraki Makale NoonPost Ameliyat sırasında onarım: Gazze’de tıbbi cihazlar nasıl ayakta tutuluyor?

Devamını Oku

  • Yaptırımların kaldırılması ve yeniden imar: Suriye NATO Zirvesi’nden ne kazandı? Yaptırımların kaldırılması ve yeniden imar: Suriye NATO Zirvesi’nden ne kazandı?
  • İnkâr duvarının çöküşü: Kanıtlar Sudan savaşında BAE’nin peşini bırakmıyor
  • “Şam’ı teröristler yönetiyor”.. Suriye’de kaos ve mezhepçilik söylemini büyüten hesap ağı
  • Katar, ABD-İran anlaşmasını güvence altına almak için en güçlü kozlarını nasıl oynadı?
  • Mısır’da dini tebliğin askerileştirilmesi: İmam “sivil askere” dönüşürken
part of the design
NoonPost Haftalık Bülten

Bunları da Beğenebilirsiniz

Yaptırımların kaldırılması ve yeniden imar: Suriye NATO Zirvesi’nden ne kazandı?

Yaptırımların kaldırılması ve yeniden imar: Suriye NATO Zirvesi’nden ne kazandı?

زينب مصري Zainab Masri 21 July ,2026
İnkâr duvarının çöküşü: Kanıtlar Sudan savaşında BAE’nin peşini bırakmıyor

İnkâr duvarının çöküşü: Kanıtlar Sudan savaşında BAE’nin peşini bırakmıyor

محمد مصطفى جامع Mohamed Gamie 21 July ,2026
“Şam’ı teröristler yönetiyor”.. Suriye’de kaos ve mezhepçilik söylemini büyüten hesap ağı

“Şam’ı teröristler yönetiyor”.. Suriye’de kaos ve mezhepçilik söylemini büyüten hesap ağı

فريق التحرير Noon Post 21 July ,2026
NoonPost

2013 yılında kurulan, yavaş gazetecilik anlayışına dayanan bağımsız bir medya platformu; haberlere daha derin bakış açıları sunmak için derinlemesine raporlar, analizler ve çoklu medya içerikleri üretir ve birçok Arap ülkesinden genç ve çeşitli bir ekip tarafından yönetilir.

  • Son Raporlar
  • Siyaset
  • Toplum
  • Ekonomi
  • Kültür
  • Röportajlar
  • In Depth
  • Explainers
  • Stories
  • Profiles
  • Focus
  • Hakkımızda
  • Yazarlarımız
  • Gelişmiş Arama
Bazı haklar Creative Commons lisansı altında saklıdır

Favorilerden kaldırıldı

Geri Al
Go to mobile version