NoonPost NoonPost

NoonPost

  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Toplum
  • Kültür
  • Görüşler
Bildirim Daha Fazla Göster
NoonPost
Yaptırımların kaldırılması ve yeniden imar: Suriye NATO Zirvesi’nden ne kazandı?
NoonPost
İnkâr duvarının çöküşü: Kanıtlar Sudan savaşında BAE’nin peşini bırakmıyor
NoonPost
“Şam’ı teröristler yönetiyor”.. Suriye’de kaos ve mezhepçilik söylemini büyüten hesap ağı
NoonPost
Gecekondulardan gökdelenlere: Şam’daki kentsel dönüşümün bedelini kim ödüyor?
NoonPost
Mısır’da dini tebliğin askerileştirilmesi: İmam “sivil askere” dönüşürken
NoonPost
Göçmen çocukları sahalarda: Futbol kimlikleri nasıl yeniden sınıflandırıyor?
NoonPost
Brexit’in üzerinden on yıl geçti: Britanyalılar Avrupa Birliği’nden ayrıldıklarına pişman mı?
NoonPost
Ameliyat sırasında onarım: Gazze’de tıbbi cihazlar nasıl ayakta tutuluyor?
NoonPost
El Ubeyd, Faşir yolunda.. açlık, susuzluk ve savaşın kuşattığı şehir
NoonPost
Mardin’den Trablus’a: Geçmişin bağları, Türkiye’nin Lübnan’daki yeni politikası
NoonPost
İsrail’in “Ezan Yasası”: Kudüs’te ezan neden hedefte?
NoonPost
Lazkiye Limanı.. Suriye’nin Akdeniz’e açılan kapısını kazanmak ne anlama geliyor?
NoonPost NoonPost
Bildirim Daha Fazla Göster
NoonPost
Yaptırımların kaldırılması ve yeniden imar: Suriye NATO Zirvesi’nden ne kazandı?
NoonPost
İnkâr duvarının çöküşü: Kanıtlar Sudan savaşında BAE’nin peşini bırakmıyor
NoonPost
“Şam’ı teröristler yönetiyor”.. Suriye’de kaos ve mezhepçilik söylemini büyüten hesap ağı
NoonPost
Gecekondulardan gökdelenlere: Şam’daki kentsel dönüşümün bedelini kim ödüyor?
NoonPost
Mısır’da dini tebliğin askerileştirilmesi: İmam “sivil askere” dönüşürken
NoonPost
Göçmen çocukları sahalarda: Futbol kimlikleri nasıl yeniden sınıflandırıyor?
NoonPost
Brexit’in üzerinden on yıl geçti: Britanyalılar Avrupa Birliği’nden ayrıldıklarına pişman mı?
NoonPost
Ameliyat sırasında onarım: Gazze’de tıbbi cihazlar nasıl ayakta tutuluyor?
NoonPost
El Ubeyd, Faşir yolunda.. açlık, susuzluk ve savaşın kuşattığı şehir
NoonPost
Mardin’den Trablus’a: Geçmişin bağları, Türkiye’nin Lübnan’daki yeni politikası
NoonPost
İsrail’in “Ezan Yasası”: Kudüs’te ezan neden hedefte?
NoonPost
Lazkiye Limanı.. Suriye’nin Akdeniz’e açılan kapısını kazanmak ne anlama geliyor?
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Toplum
  • Kültür
  • Görüşler
Bizi Takip Edin

Katar, ABD-İran anlaşmasını güvence altına almak için en güçlü kozlarını nasıl oynadı?

سانسوم ميلتون
سانسوم ميلتون Yayımlandı 21 July ,2026
Paylaş
NoonPost

الرئيس الأمريكي دونالد ترامب مع أمير قطر الشيخ تميم بن حمد آل ثاني، في فرنسا يوم 16 يونيو/ حزيران 2026.

هذا التقرير متاح أيضًا بـ العربية

Çeviri ve redaksiyon: Noon Post

Çarşamba günü Fransa’da imzalanan ve ABD ile İran arasında tüm cephelerde düşmanca eylemlerin durdurulmasını öngören mutabakat zaptının resmiyet kazanmasıyla birlikte, gözler bu anlaşmanın ne ölçüde ayakta kalabileceğine çevrildi.

Anlaşma, gündemdeki bütün temel meseleleri ele almıyor; bunun yerine, İran’ın nükleer programına ilişkin gelecekteki müzakereler için bir çerçeve ortaya koyuyor. Bu dosya ise diplomatik süreci sekteye uğratabilecek nitelikte.

Ayrıca anlaşmanın, İsrail’in Lübnan’daki savaşını sürdürerek barış ihtimalini baltalama girişimleri karşısında dayanıp dayanamayacağı sorusu da açıkta duruyor.

Bütün bu zorluklara rağmen, mutabakat zaptının imzalanması, müzakere edilmiş bir çözüme ulaşma ve 21. yüzyılın en tehlikeli küresel krizini sona erdirme yönünde doğru istikamette atılmış büyük bir adım oldu.

Haber başlıklarının ötesinde, bu haftaki anlaşma, birçok ülke ve kuruluşun katkı sunduğu aylar süren ısrarlı ve birikimli diplomatik çabaların ürünü niteliğinde.

Çok taraflı arabuluculuk sürecini kararlı ve net biçimde yönetmesi nedeniyle büyük pay Pakistan’a atfediliyor. Pakistan, küresel kamuoyunun muazzam baskısı karşısında, güçlü ve öngörülemez iki hasım arasında müzakere hattının sürmesini sağladı. Ayrıca Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır’ı kapsayan diplomatik bir cephe oluşturmayı da başardı.

Bu müzakereler sırasında Pakistan’ın, etkili bir arabulucu rolü oynamak için Katar deneyiminden ilham aldığı, ilişkiler ağı ve benzersiz iletişim kanallarından yararlandığı görüldü.

Pragmatik bir yaklaşım

Katar, ABD-İran anlaşmasına varılmasında Pakistan’la birlikte kilit bir rol oynadı. Geçen hafta Katarlı heyetler, İranlı yetkililerle görüşmek üzere Tahran’a iki kez gitti. Bu temaslar arasında, pazar günü yapılan ve anlaşmayla sonuçlanan 17 saatlik yoğun müzakereler de yer aldı.

Görüşmelerin bu hafta boyunca Doha’da sürmesi planlanıyor. Katar, son yıllarda küresel çatışmalarda önemli bir arabulucu olarak öne çıkmış; Körfez ülkesi, stratejik nüfuzunu ve pragmatik yaklaşımını barış üretmek için kullanmadaki maharetini kanıtlamış olsa da, mevcut anlaşmaya ulaşılmasındaki rolü bazı gözlemcileri şaşırttı.

Savaş öncesi dönemde Umman ve Katar, Amerikan ve İran heyetleri arasında yürütülen bir dizi müzakereye aracılık etti. Umman koordinatör rolünü üstlenirken, Katar iki taraf arasında mesaj taşıyan arabulucu işlevi gördü.

İngiliz Ulusal Güvenlik Danışmanı Jonathan Powell da o aşamada bir anlaşmaya varmanın mümkün olduğu görüşündeydi. Ancak bu çabalar, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a saldırı düzenlemesiyle dramatik biçimde çöktü.

Çatışmaların patlak vermesi, Washington ve Tel Aviv’in tercih ettiği bu karşı karşıya gelişe Körfez ülkelerini de sürükledi. Enerji tesislerinin hedef alınması sonucu Katar ağır bir darbe aldı; bu da ülkenin sıvılaştırılmış doğal gaz ihracat kapasitesinin yüzde 17’sinin beş yıla kadar devre dışı kalmasına yol açtı.

Günlük İran saldırılarının baskısı altında, Katar ile Umman’ın yıllar içinde inşa ettiği arabuluculuk altyapısı doğrudan hedef alındı. Bazı gözlemciler, savaşın Körfez ülkeleri için oluşturduğu ağır risk göz önüne alındığında, bu iki ülkenin diplomatik tutumunun ne kadar anlamlı ve rasyonel olduğunu sorguladı.

Rasyonel bir tercih

Bu bağlamda, Katar’ın ABD-İran müzakerelerindeki büyüyen rolü daha da şaşırtıcı göründü. Nitekim Katar, 24 Mart’ta, İran saldırıları karşısında ülkeyi korumaya odaklandığını vurgulayarak arabuluculuk çabalarından resmen uzak durduğunu açıkladı.

Ancak 8 Nisan’da imzalanan ateşkes çökmeye başlayınca Katar, Washington ile Tahran arasındaki arabuluculuk masasına geri döndü; İran heyeti mayıs ayı sonunda Doha’yı ziyaret etti. Katar geleneksel mekik diplomasisi rolünü yeniden üstlenirken, Pakistan müzakerelerin kolaylaştırılmasına yönelik çabalara öncülük etti.

Katar’ın, bombalanmasının ve yalnızca birkaç hafta önce kamuoyu önünde çekildiğini açıklamasının ardından müzakere masasına dönmesi, eleştirmenlerinin sürekli yanlış anladığı bir hususa işaret ediyordu.

Katar, kendisini İran’la ilişkilerini kesmeye ve askeri seçeneklere yönelmeye çağıran tarafların baskısına direndi. Ancak bir aydan uzun süren çatışmaların ardından ABD ile İsrail, İran devletine öldürücü bir darbe indirmeyi başaramamıştı. Küçük Körfez ülkelerinden gelecek ilave bir askeri tırmanmanın savaşın dengesini tersine çevirmesini beklemek de mantıklı değildi.

Tam tersine, arabuluculuk ve diplomasi Katar’ın elindeki en güçlü kozlar olarak kaldı. Zira diplomatik çabaların maliyeti, savaşın yol açtığı devasa harcamalar ve ağır insani kayıplarla kıyaslandığında son derece sınırlı kalıyor.

Bazı taraflar Katar’dan daha ileri gitmesini istedi: Tahran’la iletişim kanallarını kesmesini ve arabuluculuk sürecini korumak için uluslararası bir girişimi zorlamasını. Oysa taraflardan birine karşı açıkça saf tutan bir arabulucu, arabulucu niteliğini kaybeder. Katar İran’la iletişim kanallarını kesmiş olsaydı, birkaç hafta sonra anlaşmaya varmasını mümkün kılan temel avantajını, yani her iki tarafla da açık iletişimini yitirmiş olacaktı.

Bu küçük devlet açısından diplomasi, acziyetten doğan bir strateji değil; neyi değiştirebileceğini ve neyi değiştiremeyeceğini çok iyi bilen etkin bir devlet için rasyonel bir tercihtir.

Kaynak: Middle East Eye

Bu makaleyi PDF olarak indir
Bu Makaleyi Paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp Telegram E-posta Bağlantıyı Kopyala
سانسوم ميلتون
Yazan سانسوم ميلتون
Önceki Makale NoonPost Gecekondulardan gökdelenlere: Şam’daki kentsel dönüşümün bedelini kim ödüyor?
Sonraki Makale NoonPost “Şam’ı teröristler yönetiyor”.. Suriye’de kaos ve mezhepçilik söylemini büyüten hesap ağı

Devamını Oku

  • Yaptırımların kaldırılması ve yeniden imar: Suriye NATO Zirvesi’nden ne kazandı? Yaptırımların kaldırılması ve yeniden imar: Suriye NATO Zirvesi’nden ne kazandı?
  • İnkâr duvarının çöküşü: Kanıtlar Sudan savaşında BAE’nin peşini bırakmıyor
  • “Şam’ı teröristler yönetiyor”.. Suriye’de kaos ve mezhepçilik söylemini büyüten hesap ağı
  • Mısır’da dini tebliğin askerileştirilmesi: İmam “sivil askere” dönüşürken
  • Göçmen çocukları sahalarda: Futbol kimlikleri nasıl yeniden sınıflandırıyor?
part of the design
NoonPost Haftalık Bülten

Bunları da Beğenebilirsiniz

Yaptırımların kaldırılması ve yeniden imar: Suriye NATO Zirvesi’nden ne kazandı?

Yaptırımların kaldırılması ve yeniden imar: Suriye NATO Zirvesi’nden ne kazandı?

زينب مصري Zainab Masri 21 July ,2026
İnkâr duvarının çöküşü: Kanıtlar Sudan savaşında BAE’nin peşini bırakmıyor

İnkâr duvarının çöküşü: Kanıtlar Sudan savaşında BAE’nin peşini bırakmıyor

محمد مصطفى جامع Mohamed Gamie 21 July ,2026
“Şam’ı teröristler yönetiyor”.. Suriye’de kaos ve mezhepçilik söylemini büyüten hesap ağı

“Şam’ı teröristler yönetiyor”.. Suriye’de kaos ve mezhepçilik söylemini büyüten hesap ağı

فريق التحرير Noon Post 21 July ,2026
NoonPost

2013 yılında kurulan, yavaş gazetecilik anlayışına dayanan bağımsız bir medya platformu; haberlere daha derin bakış açıları sunmak için derinlemesine raporlar, analizler ve çoklu medya içerikleri üretir ve birçok Arap ülkesinden genç ve çeşitli bir ekip tarafından yönetilir.

  • Son Raporlar
  • Siyaset
  • Toplum
  • Ekonomi
  • Kültür
  • Röportajlar
  • In Depth
  • Explainers
  • Stories
  • Profiles
  • Focus
  • Hakkımızda
  • Yazarlarımız
  • Gelişmiş Arama
Bazı haklar Creative Commons lisansı altında saklıdır

Favorilerden kaldırıldı

Geri Al
Go to mobile version